Dijital Delil Nedir ve Yargılamada Nasıl Değerlendirilir?
Dijital delil; bilişim sistemleri, elektronik cihazlar ve ağ altyapıları üzerinden elde edilen, teknik olarak üretilebilir ve doğrulanabilir veri bütününü ifade eder. Klasik fiziki delillerden farklı olarak dijital veriler; çoğaltılabilir, değiştirilebilir ve teknik müdahaleye açık niteliktedir. Bu nedenle dijital bir bulgunun değeri, yalnızca içeriğinden değil; elde edilme yöntemi, saklanma koşulları ve veri bütünlüğünün korunup korunmadığından anlaşılır. Dijital delil, maddi bir nesne değil; teknik süreçler içinde anlam kazanan veri yapısıdır.
Yargılama sürecinde dijital verinin ispat gücü, salt içerik değerlendirmesiyle belirlenemez. Teknik analiz yapılmaksızın gerçekleştirilen hukuki yorum, çoğu zaman eksik veya hatalı sonuçlara yol açabilir. Özellikle HTS kayıtları, IP ve log verileri, mesajlaşma uygulamaları ve kripto varlık transfer zincirleri gibi karmaşık veri setleri; bağlamından koparıldığında yanıltıcı görünüm oluşturabilir. Bu nedenle dijital delilin değerlendirilmesi, teknik çözümleme ile hukuki yorumun birlikte ele alınmasını gerektirir.
Dijital incelemenin temelini; veri bütünlüğünün korunması (hash doğrulaması), zaman çizelgesi oluşturulması ve bağlamsal analiz metodolojisi oluşturur. Hash değeri, verinin sonradan değiştirilmediğini matematiksel olarak doğrularken; zaman çizelgesi analizi, olay akışının kronolojik bütünlüğünü ortaya koyar. Bağlamsal değerlendirme ise tekil bir veriyi değil, veriler arasındaki ilişkiyi esas alır. Ancak bu unsurlar birlikte ele alındığında dijital delil, yargısal değerlendirmeye elverişli ve denetlenebilir bir teknik zemin kazanır.Dijital verinin yargısal değerlendirmesi, teknik doğrulama ve bağlamsal analiz temelli çok aşamalı bir süreçtir. Aşağıdaki model, bu sürecin temel adımlarını göstermektedir.

Bu model; veri bütünlüğü, kronolojik yapılandırma ve illiyet bağının kurulması ilkelerine dayanır. Yargısal değerlendirme, ancak teknik zemini doğrulanmış bulgular üzerinden yapılabilir.
Adli Bilişim Perspektifiyle Yatırım Suçlarının Teknik Analizi
Yatırım piyasası suçları ve bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen nitelikli dolandırıcılık dosyaları; klasik ispat araçlarının ötesinde teknik veri çözümlemesini zorunlu kılan bir yapı arz eder. Özellikle çevrim içi yatırım platformları, forex işlemleri ve kripto varlık transferleri; çok katmanlı işlem kayıtları, sunucu logları ve kullanıcı hareket verileri üretir. Bu verilerin hukuki anlamı, ancak teknik bütünlük ve bağlam içinde değerlendirildiğinde ortaya çıkar.
Yatırım suçlarında dijital delilin değeri; işlem zincirlerinin doğrulanması, veri bütünlüğünün kriptografik yöntemlerle teyidi ve zaman çizelgesinin tutarlı biçimde kurulmasına bağlıdır. Tekil bir veri parçası, bağlamından koparıldığında yanıltıcı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle finansal suç dosyalarında dijital delil incelemesi; teknik analiz ile normatif değerlendirme arasında kurulan sistematik ilişki üzerinden yürütülmelidir.
Bu çerçevede yatırım suçlarına ilişkin ayrıntılı değerlendirmeler aşağıdaki başlıklarda ele alınmaktadır:
Forex Dolandırıcılığı Dosyalarında Teknik İnceleme
Çevrim içi yatırım platformları, işlem zincirleri ve para transfer akışlarının teknik analiz ve veri bütünlüğü ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi.
Dolandırıcılık Suçlarında Dijital Delilin Hukuki Çerçevesi
TCK ve ilgili mevzuat kapsamında dijital bulguların ispat gücünün normatif değerlendirmesi.
Dijital Delil İncelemelerinde Bilimsel ve Hukuki Metodoloji
Teknik doğrulama, bağlamsal analiz ve denetlenebilirlik ilkelerine dayanan değerlendirme modeli.
Dijital Delilin Yargısal Değeri ve Denetlenebilirlik
Dijital delilin yargılama sürecindeki belirleyici rolü, yalnızca teknik inceleme yapılmış olmasına değil; bu incelemenin denetlenebilir, tekrar üretilebilir ve hukuka uygun biçimde gerçekleştirilmiş olmasına bağlıdır. Bir dijital bulgunun mahkeme nezdinde anlam taşıyabilmesi için, elde edilme yöntemi, veri bütünlüğü ve analiz süreci açık ve sistematik biçimde ortaya konulmalıdır.
Teknik çözümleme ile hukuki değerlendirme arasındaki ilişki, dijital delilin ispat gücünü doğrudan etkiler. Hash doğrulaması, zaman çizelgesinin oluşturulması ve bağlamsal analiz gerçekleştirilmemiş bir veri seti; yargısal denetime elverişli kabul edilemez. Bu nedenle dijital delil incelemesi, yalnızca teknik rapor üretme süreci değil; hukuki anlam üretme sürecidir.
Denetlenebilirlik ilkesi, incelemenin hangi yöntemle yürütüldüğünün, hangi veri setlerine dayandığının ve hangi teknik araçların kullanıldığının açıkça gösterilmesini gerektirir. İnceleme süreci şeffaf biçimde ortaya konulmadıkça, teknik bulgu hukuki değer kazanamaz. Ancak yöntemsel bütünlüğü sağlanmış bir değerlendirme, yargısal karar sürecine katkı sunabilecek nitelik taşır.
Hakkında
Dijital delil, klasik delilden farklı olarak teknik doğrulama gerektiren, kriptografik bütünlüğe dayanan ve bağlamsal analiz olmadan anlamlandırılamayan bir veri alanıdır. Bu nedenle bilişim kaynaklı suçlarda yalnızca normatif değerlendirme yeterli değildir; teknik inceleme ile hukuki yorum birlikte yürütülmelidir.
Çalışmalarım; HTS kayıtlarının analizi, IP ve log verilerinin teknik çözümlemesi, banka hareket zincirlerinin para akış şemaları üzerinden incelenmesi ve kripto varlık transferlerinin iz sürümü üzerine yoğunlaşmaktadır. Her dosyada öncelik, dijital verinin bütünlüğünü doğrulamak ve zaman çizelgesi içinde olay örgüsünü kurmaktır.
Adli bilişim perspektifi, yargılamada iki temel soruya cevap üretir:
Veri değişmemiş midir?
Veri bağlam içinde doğru okunmuş mudur?
Teknik sınır gösterilmeden kesin kanaat oluşamayacağı kanaatindeyim. İnceleme yöntemi açıklanmayan teknik bulgu, yargısal değer taşımaz.
Yargısal Değer ve Denetlenebilirlik
Ceza muhakemesinde dijital delilin değeri, yalnızca varlığından değil; elde ediliş biçimi, bütünlük denetimi ve teknik çözümleme sürecinin açıklanabilirliğinden doğar. Hash doğrulaması yapılmamış, zaman çizelgesi içinde test edilmemiş ve bağlamı kurulmamış bir veri, maddi gerçeğe ulaşma aracı olamaz.
Dijital delil incelemesi, kanaat üretme faaliyeti değil; yöntem ortaya koyma sürecidir. İncelemenin hangi teknik araçlarla yapıldığı, hangi verinin hangi aşamada doğrulandığı ve sonuca hangi analitik adımlarla ulaşıldığı açıkça gösterilmelidir. Denetlenemeyen bir teknik değerlendirme, yargısal güven üretmez.
Ceza yargılamasında norm ile teknik veri arasında kurulan ilişki şeffaf olmak zorundadır. Teknik sınırlar ortaya konulmadan yapılan hukuki yorum eksik kalır; yöntem açıklanmadan ileri sürülen teknik bulgu ise hükme esas alınamaz. Maddi gerçeğe ulaşmanın yolu, bilimsel yöntem ile normatif değerlendirmeyi birlikte yürütmekten geçer.
