Adli-Bilisim-Yatirim-Suclari-Analiz-Metodolojisi

Adli bilişim ve yatırım suçlarında teknik veri, bilimsel analiz ve hukuki değerlendirme sürecini gösteren metodoloji diyagramı.

Dijitalleşmenin ceza ve hukuk yargılamalarındaki etkisi artık tartışma konusu değil, bir gerçekliktir. Günümüzde uyuşmazlıkların ve suç tiplerinin önemli bir bölümü; telefon sinyal kayıtları, IP logları, sunucu verileri, kripto varlık transferleri, banka hareketleri ve mesajlaşma uygulamalarına ilişkin metadata üzerinden şekillenmektedir. Bu durum, yalnızca teknik bilgiye sahip olmayı değil; teknik veriyi hukuki normlar ışığında değerlendirebilme yetkinliğini de zorunlu kılmaktadır.

Adli bilişim ve yatırım suçları alanındaki çalışmalarım, bu iki disiplinin kesişiminde konumlanmaktadır: teknik analiz ve normatif değerlendirme. Bir dijital bulgu, ancak doğru metodoloji ile incelendiğinde ve hukuki bağlam içinde anlamlandırıldığında delil niteliği kazanır. Aksi hâlde teknik veri, hukuki sonuç doğurmayan bir bilgi yığınına dönüşür.

Bu sayfa, çalışmalarımın metodolojik ve akademik çerçevesini ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır.

1. Disiplinler Arası Yaklaşımın Gerekliliği

Adli bilişim, salt cihaz incelemesi değildir. Aynı şekilde ceza hukuku, yalnızca norm metninin lafzî yorumundan ibaret değildir. Modern dolandırıcılık dosyalarında teknik ve hukuki alanlar iç içe geçmiştir.

Örneğin:

  • TCK 158 kapsamında bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması,

  • SPK mevzuatı çerçevesinde lisanssız yatırım faaliyetleri,

  • MASAK bildirim süreçleri,

  • Bankacılık Kanunu’na tabi kredi tahsis mekanizmaları, bu alanların her biri teknik veri ile hukuki normun kesiştiği alanlardır.

Bu nedenle yaklaşımım üç temel sütuna dayanır:

  1. Teknik doğruluk

  2. Hukuki normatif çerçeve

  3. Yargısal uygulama ile uyum

Bu üçlüden herhangi biri eksik olduğunda değerlendirme sağlıklı olmaz.

2. Dijital Delil İnceleme Metodolojisi

Dijital delillerin değerlendirilmesinde temel prensip, veri bütünlüğünün korunması ve analiz sürecinin denetlenebilir olmasıdır. Bir dijital bulgunun mahkeme nezdinde değer kazanabilmesi için şu sorulara açık cevap verilmelidir:

  • Veri hangi yöntemle elde edildi?

  • CMK 134 kapsamında hukuka uygunluk sağlandı mı?

  • Hash değerleri doğrulandı mı?

  • Zincirleme delil (chain of custody) korunabildi mi?

  • Alternatif senaryolar dışlandı mı?

HTS kayıtları, IP adresleri veya banka hareketleri tek başına kesin kanaat oluşturmaz. Bu veriler bağlamsal olarak analiz edilmelidir. HTS kayıtları örneğinde:

  • Baz istasyonu kapsama alanı teknik olarak incelenmeden,

  • Sinyal çakışmaları değerlendirilmeden,

  • Fiziki temasın kesin ispatı gibi yorumlanması, bilimsel değildir.

Benzer şekilde IP kayıtları:

  • CGNAT havuzları,

  • VPN kullanımı,

  • Proxy ve paylaşımlı ağ ihtimalleri,

göz ardı edilerek kesin delil gibi sunulamaz. Bu nedenle her teknik bulgu, sınırları ile birlikte değerlendirilir.

3. Yatırım Suçlarında Teknik ve Hukuki Analiz

Son yıllarda artan yatırım dolandırıcılığı dosyaları, klasik dolandırıcılık şablonlarından farklıdır. Forex, kripto varlıklar, sahte yatırım panelleri ve dijital reklam ağları üzerinden işlenen suçlar, teknik inceleme gerektirir.

Bu dosyalarda değerlendirme şu eksende yapılır:

  • Platform lisans durumu (SPK mevzuatı)

  • Para akış zinciri analizi

  • Banka ve kripto borsa transfer kayıtları

  • Sahte panel manipülasyon ihtimali

  • Mağdurun denetim imkânı

Dolandırıcılık suçunun en kritik unsuru olan “hileli davranış”, her yalanı kapsamaz. Yargıtay içtihatları doğrultusunda hilenin aldatıcılık vasfı, mağdurun denetleme imkânını ortadan kaldıracak yoğunlukta olmalıdır. Bu noktada teknik analiz ile hukuki değerlendirme birleşir.

4. Uzman Mütalaasının Konumu

Uzman mütalaası, bir taraf görüşü değildir. Teknik kanaatin metodolojik açıklamasıdır.CMK 67 kapsamında sunulan uzman mütalaaları, bilirkişi raporlarının denetlenebilirliğini sağlar. Özellikle tek hâkimli Asliye Ceza Mahkemelerinde, teknik dosyaların bilirkişi raporuna indirgenmesi riskine karşı, uzman görüşü yargılamanın sağlıklı ilerlemesi için önemlidir.

Hazırlanan her mütalaada şu ilkeler esas alınır:

  • Objektiflik

  • Alternatif senaryoların değerlendirilmesi

  • Teknik sınırların açıkça belirtilmesi

  • Hukuki normlarla bağlantı kurulması

5. Hukuki İhtilaf ile Ceza Sorumluluğu Ayrımı

Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, her sözleşme ihlalinin dolandırıcılık olarak nitelendirilmesidir. Ceza hukuku ile borçlar hukuku arasındaki sınır dikkatle çizilmelidir. Sözleşme kurulurken mevcut olan irade ile sonradan ortaya çıkan ekonomik güçlükler ayrıştırılmalıdır. Failin kastı, hayatın olağan akışı ve somut deliller ışığında değerlendirilmelidir. Aksi hâlde ticari ihtilafların kriminalize edilmesi riski doğar.

6. Güncellik ve Sürekli Güncelleme İlkesi

Dijital suç tipleri sürekli evrilmektedir. Kripto varlıkların hukuki niteliği, SPK düzenlemeleri, MASAK uygulamaları ve Yargıtay içtihatları zaman içinde değişmektedir. Bu nedenle çalışmalar statik değildir. Güncel mevzuat ve yargı kararları doğrultusunda periyodik olarak gözden geçirilir.

7. Uzmanlık Alanları

Çalışmalarımın yoğunlaştığı başlıca alanlar şunlardır:

  • Nitelikli dolandırıcılık (TCK 158)

  • Yatırım ve Forex suçları

  • Kripto varlık transfer analizi

  • HTS ve baz istasyonu değerlendirmesi

  • IP ve log incelemeleri

  • Banka hesabı kullandırma (money mule) dosyaları

  • Dijital delil geçerliliği

Bu alanlarda yürütülen her çalışma, teknik veri ile hukuki normun birlikte değerlendirilmesine dayanır.

Sonuç

Adli bilişim ve yatırım suçları alanındaki yaklaşımım, teknik doğruluk ile hukuki netliği bir araya getirme amacına dayanır. Dijital delillerin yorumlanması, ancak bilimsel yöntem ve normatif çerçeve birlikte işletildiğinde anlam kazanır. Bu çerçevede yürütülen çalışmalar, yalnızca teknik inceleme değil; metodolojisi açıklanmış, hukuki temeli ortaya konmuş değerlendirmeler sunmayı amaçlar. Teknik karmaşanın yoğun olduğu dosyalarda, maddi gerçeğe ulaşmanın yolu, veriyi bağlamından koparmadan, hukuki sınırlar içinde ve denetlenebilir yöntemlerle analiz etmektir. Bu yaklaşım, hem mağdurların haklarının korunması hem de haksız isnatlarla karşılaşan kişilerin adil yargılanma hakkının teminatı bakımından temel bir gerekliliktir. Bu metodolojik çerçeve, tarafıma iletilen her dosyada aynı sistematik yaklaşımın korunmasını esas alır. Güncel analizler, uygulamaya dönük değerlendirmeler ve dava örnekleri için ana sayfada yayınlanan içeriklere başvurulabilir. Bu metodolojik yaklaşımın ceza hukuku bağlamındaki sistematik uygulaması, Dolandırıcılık Suçları ve TCK 157–158 Analizi başlıklı ana rehberde ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.