Akıllı İçindekiler Menüsü ile Aradığınız Bilgiye Hızlı Ulaşın !!!
Yükleniyor...

TCK 158 Mağdurları Gerçekten Kim?

TCK 158 IBAN Kullandırma: Mağdur mu, Şüpheli mi?

Sosyal medyada “TCK 158 mağdurları” başlığı altında yoğun biçimde konuşulan kesim, çoğunlukla banka hesabını/IBAN’ını başka birine kullandırdığı için nitelikli dolandırıcılık dosyasında sanık olan kişilerdir.

Duygusal anlatılar genellikle tek bir hikâyeye yaslanır: “Ben sadece hesabımı verdim, dolandırıcı değilim.” Ne var ki ceza hukuku, duygusal anlatıları değil; kastı (bilme–isteme), fiilin icrasına katkıyı ve menfaat ilişkisini tartar.

Bu nedenle;
(1) iyilik/emanet saikiyle kullandırma ile

(2) para karşılığı kiralama—yalnızca “ahlaki” değil, aynı zamanda hukuken belirleyici bir ayrımdır.

Ancak bu ayrımı doğru kurmak için, önce “TCK 158 dosyalarında IBAN kullandırmanın” hangi ceza hukuku kategorilerine düşebileceğini netleştirmek gerekir.

1) Hukuki Çerçeve: TCK 158 + İştirak Hükümleri

1.1. TCK 158 neden “banka/IBAN” ile kesişir?

Nitelikli dolandırıcılık (TCK 158), uygulamada çok sık şekilde bilişim sistemleri ve bankacılık altyapısı üzerinden icra edilir. Bu nedenle para transferinin yönlendirildiği hesaplar, soruşturmanın merkezine oturur. TCK’nın sistematiğinde suçun oluşumu bakımından kritik olan; mağdurun aldatılması, zarar doğması ve failin kendisine veya başkasına yarar sağlamasıdır (dolandırıcılığın mantığı budur).

1.2. IBAN kullandıran kişi “fail” mi, “yardım eden” mi?

Burada ceza hukukunun asıl anahtarı TCK 37–39 (iştirak) hükümleridir:

  • TCK 37: müşterek fail (fiil üzerinde hâkimiyet/“icra kontrolü”)

  • TCK 38: azmettiren

  • TCK 39: yardım eden (suçun işlenmesini kolaylaştıran)

Uygulamada IBAN kullandıranlar çoğu zaman “icra fiilini” (mağduru arama, yönlendirme, sahte platform işletme vb.) yapmaz; fakat para akışını mümkün kılar. Bu da çoğunlukla TCK 39 kapsamında “yardım etme” tartışmasını doğurur. Nitekim doktrinde de “hesabını kullandıranların çoğu olayda fiil hâkimiyeti kurmadığı, fakat icrayı kolaylaştırdığı” yönünde değerlendirmeler görülür.

Özet mantık:
Suçun planını/aldatma mekanizmasını kuran kişi ile para toplama/aktarma altyapısını sağlayan kişi aynı kategoriye otomatik olarak konulamaz. Ama ikinci kişi de “hiçbir şey yokmuş gibi” tamamen dışarıda bırakılamaz; çünkü suçun finansal icrası, çoğu zaman hesabın varlığına bağlıdır.

5 Altın Kural (3)

Hukuki Karşılığı: “Gerçek Mağdur” – “İştirakçi”

Mağduriyet yaşayan grupları hukuki dille netleştirelim:

2.1. Birinci Grup: Menfaat Gütmeden, Güven İlişkisiyle Hesabını Kullandıranlar

Bu grupta tipik senaryo şudur:
Kişi, okul arkadaşı/meslektaşı/akrabasının “hesabım blokeli, geçici kullanayım” benzeri beyanlarına inanır; menfaat temin etmez, çoğu zaman paranın suçla bağlantısını bilmez; bazen de sonradan öğrenir.

Bu kişilerin hukuki değerlendirmesinde kilit sorular:

  1. Kast var mı? (TCK 21 – bilerek ve isteyerek)

  2. Kast yoksa olası kast var mı? (neticeyi öngörüp kabullenme)

  3. Kast yoksa hata hükümleri devreye girer mi? (TCK 30 – kaçınılmaz hata)

  4. Kişi bir baskı/tehdit altındaysa TCK 28 (cebir/tehdit) tartışması açılır. (Bu dosyalarda zaman zaman “korkutma/şantaj” iddiaları görülür.)

Bu gruba ilişkin kritik tespit şudur: Ceza sorumluluğu şahsidir. Kişi, başkasının dolandırıcılığından sırf “tanıdığı olduğu için” otomatik sorumlu tutulamaz (TCK sistematiği bunu kabul etmez).

Ancak uygulama riski de şudur: Savcılık ve mahkemeler, “hesap sahibinin dikkat ve özen yükümlülüğü”nü (hayatın olağan akışı) yüksek yorumlayabilir. Bu nedenle birinci grupta savunmanın omurgası, “Ben masumum” cümlesi değil; somut olgularla kastın yokluğunu ve kaçınılmaz hatayı gösteren delil mimarisi olmalıdır.

Bu gruba ‘gerçek mağdur’ demeniz hukuk tekniği açısından şu anlama gelir:
Bu kişiler, çoğu somut olayda dolandırıcılığın asli failleriyle aynı kast düzleminde değildir; hatta bazı dosyalarda zarara uğrayan (itibar, ekonomik yıkım, adli süreç) ikincil mağdur** niteliği de fiilen ortaya çıkabilir.

2.2. İkinci Grup: Para Karşılığı “Hesap Kiralayanlar”

Bu grupta senaryo daha nettir:
Kişi, belli bir bedel karşılığı hesabını/IBAN’ını “kullanıma açar”, çoğu zaman “komisyon” alır; para giriş–çıkış trafiğini bilerek tolere eder.

Bu durumda:

  • Menfaat unsuru (komisyon/bedel) kast tartışmasını ağırlaştırır.

  • “Ben bilmiyordum” savunması, hayatın olağan akışı ve para akışının niteliği nedeniyle daha zor kabul görür.

  • Ceza hukuku açısından bu kişiler çoğunlukla TCK 39 yardım eden veya bazı dosyalarda daha ileri tartışmayla müşterek fail çizgisine itilebilir (özellikle para çekme, başka hesaplara dağıtım, talimatla işlem, ATM görüntüleri, kripto borsasına yönlendirme varsa).Bu kişiler, suça iştirak eden pozisyonda değerlendirilir; çünkü hesap tahsisi, dolandırıcılık icrasını “kolaylaştırma” fonksiyonu görür.

3) “Toplu Ceza 30 Yıla Dayanıyor” Sorunu: Nereden Doğuyor?

Sahada çok görülen bir şikâyet: “Her mağdur için ayrı ceza, toplam 30 yıl.”

Bu sonuç üç mekanizmanın birleşimiyle doğar:

  1. Dosyaların ayrışması: Aynı örgütsel yapı farklı illerde, farklı müştekilerle, farklı soruşturma numaralarıyla yürüyebilir.

  2. Zincirleme suç – TCK 43: Aynı suç işleme kararı kapsamında birden fazla kişiye karşı/ farklı zamanlarda işlenme hâli cezayı artırır.

    1.5.5237

  3. İnfaz içtiması: Birden çok mahkûmiyetin infazda “toplanması” toplam süre algısını büyütür (her dosya ayrı hüküm).

Burada çok önemli bir teknik nokta var: TCK m.61/7’de “sonuç ceza 30 yılı geçemez” kuralı, tek bir suç/hüküm bakımından sonuç cezanın sınırına ilişkindir; farklı dosyalardan verilen ayrı hükümlerin infazda birikmesi bambaşka bir tartışmadır.Dolayısıyla “30 yıl” kimi zaman tek hükümde değil, farklı dosyaların toplamında ortaya çıkar.

TCK 158 kapsamında “IBAN kullandırma” olgusunu tek bir etik etiketle (mağdur/şüpheli) açıklar. Doğru yaklaşım şudur:

  1. Menfaat yoksa, kast karinesi kurulamaz. Menfaat yokluğu tek başına beraat sebebi değildir; ama kastın ispatı bakımından önemli bir olgudur.

  2. Kast/olası kast ayrımı somutlandırılmalıdır: para trafiğinin yoğunluğu, işlem sayısı, talimat mesajları, ATM görüntüleri, üçüncü kişilere transfer zinciri vb.

  3. Kaçınılmaz hata (TCK 30) ve cebir/tehdit (TCK 28) iddiaları soyut kalırsa etkisizdir; mutlaka dijital delil ve yaşam gerçekliğiyle desteklenmelidir.

  4. Para karşılığı hesap kiralama, çoğu dosyada iştirak sorumluluğunu güçlendirir; bu kişiler “sırf mağdur” anlatısıyla korunamaz.

Bu nedenle bu suç dosyasında mağduriyet , hukuken şu şekilde isimlendirilebilir:

  • Kategori A (Gerçek Mağduriyet – Güven İlişkisi / Menfaat Yok / Kast Yokluğu İddiası): “İştirak şüphesi” bulunsa bile, asıl tartışma kastın yokluğudur.

  • Kategori B (İştirak – Hesap Kiralama / Menfaat / Bilme–İsteme): En azından TCK 39 kapsamında sorumluluk tartışması kuvvetlidir.

Nitelikli Dolandırıcılıkta IBAN Kullandırma: Hukuki Ayrım ve Güncel Resmi Açıklamalar;


TCK 158 kapsamında IBAN ve banka hesabı kullandırma nedeniyle yargılanan kişilerle ilgili tartışmalar kamuoyunda yoğun şekilde gündemdedir. Bu kapsamda, Av. Bilgin Yeşilboğaz ile gerçekleştirdiğimiz televizyon programında, nitelikli dolandırıcılık dosyalarında hesap sahiplerinin hukuki konumu, suça iştirak tartışmaları ve uygulamada ortaya çıkan mağduriyet iddiaları detaylı biçimde ele alınmıştır. Ayrıca Adalet Bakanı Sayın Yılmaz Tunç Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi (AİHL) Meclis Simülasyonu programında ve Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek A Haber kanalında konuya ilişkin resmi açıklamaları da değerlendirilerek, TCK 158 çerçevesinde hesap kiralama ve IBAN kullandırma eylemlerinin hukuki sonuçları bütüncül bir perspektifle analiz edilmiştir.

TCK 158 kapsamında yapılan değerlendirmelerin tamamını izlemek için görselleri tıklayarak ilgili videolara ulaşabilirsiniz.

20260214_220501 20260214_221153 20260214_221217